17 Mayıs 2017 Çarşamba

Rize Kıble Dağı Cami



Rize’nin Güneysu İlçesi Kıbledağı Köyü’nde bulunan ve Kıbledağı Camisi olarak da adlandırılan Dağ Camii, rakım olarak Karadeniz bölgesinin en yüksekte yer alan camisi olma özelliğiyle dikkat çekiyor.
Denizden yaklaşık bin 200 metre yükseklikte bulunan cami, Kâbe’nin yönünü belirtmesi nedeni ile kendisine yönelerek namaz kılmaları için “Kıble Dağı” diye adlandırılan dağın zirvesinde yer alıyor.
Çevre köylerden getirilen elektrik bağlantısı ile içerisinde kimse olmasa da sabaha kadar ışığı açık tutulan cami bu şekli ile Güneysu’dan bakıldığında Kıble Dağı’nın zirvesine oturmuş bir yıldızı andırıyor. Yıllar öncesinde ibadet yapmak, yağmur ve güneş duasında bulunmak için çıkılan Dağ Camii, halen ibadete açık halde tutulsa da sadece yöre halkı için değil dışarıdan gelen yerli ve yabancı turistler için de gizemli bir mekan olma konumunu koruyor.

https://www.youtube.com/watch?v=UAuf2-YL18U

Şenyuva Köprüsü




Rize-Çamlıhemşin'in tarihi eserlerinden biri olan ve kullanılmaya devam eden Şenyuva Köprüsü, bulunduğu bölgenin en eski köprüsüdür.

Eski adı Çinçiva olan köprü tek kemerli bir yapıya sahiptir. Fırtına Deresi üzerinde bulunur ve doğu-batı doğrultusunda uzanır. Yöre halkına göre köprünün kitabesi 1946 yılında bir selde kaybolmuştur. Kitabede yazan tarihin ise 1699 olduğu bilgisi yine yöre halkı tarafından söylenmekte. Dere seviyesinden 15-20 metre yükseklikte bulunan köprünün toplam uzunluğu 40 metre.

Çamlıhemşin'in yeşil doğası arasına gizlenmiş olan bu eski tarihi yapı, Karadeniz turunuzun en güzel noktalarından biri olabilir.

Ziraat Çay Bahçesi




Rize’ye gelipte çay içmeden veya hediye çay almadan dönmek olmaz. Rize de en güzel çayın demlendiği yerlerden bir tanesi de Çaykur’un işletmiş olduğu Rize ziraat botanik çay bahçesidir. Burada en taze çayı bulmanız mümkündür. Kullanılan çaylar Çaykur’un birinci sınıf olarak ürettiği turist çayıdır.Rize ziraat botanik çay bahçesi Rize merkezine 1 km kadar uzaklıkta bulunmaktadır. Harika manzara ve doğal bir ortam eşliğinde orada çayınızı yudumlayabilirsiniz. Sadece bardak çay değil toplu halde gidildiğinde semaverde çayınızı kişi sayınıza göre yaptırabilir o şekilde çayınızı içebilirsiniz. Yeme içme olarak sadece atıştırmalık yemeniz mümkündür. Çayınızı içtikten sonra sevdiklerinize hediye çay almayı sakın unutmayın.

Kaçkar 7 Göller



Ovit Yedigöller – Karadeniz’de gideceğiniz kötü yol koşullarından sonra size verilen bir mükafat gibi.

Ancak Yedigöllere gelmeden önce yolunuzun üzerinde uğramanız gereken bir göl daha var. Ovit Dağbaşı Gölü, Rize-İkizdere’den İspir’e doğru devam ederseniz Ovit Geçidi tabelasını göreceksiniz. Biraz devam ederseniz sağ tarafınızda bir bina yıkıntısı ve Ekşioğulları yazan büyük bir tabela daha göreceksiniz. Bu noktada aracınızı park edip 25 dakika kadar yürürseniz dağların arasında saklı kalmış olan Ovit Dağbaşı Gölüne ulaşırsınız. Bu göle yürüyerek ulaşım hiç zor değil tırmanma veya zorlu bir yürüyüş gerektirmiyor.

Bu gölden sonra Ovit Yedigöller için asfalt yoldan bir kaç km daha gittikten sonra Mor Yayla ve Yedigöller tabelasını göreceksiniz. İşte macera buradan sonra başlıyor. Tek arabanın geçebileceği dar tozlu ve bir yanı uçurum olan yoldan ilerlemeye başlıyorsunuz. Önünüzde yemyeşil alanların bitiminde dağlar ve sessizlik içinde ip gibi uzanıp giden incecik muhteşem dağ yolu insanı mest ediyor. Önce küçük bir yaylaya ardından 30-35 dakika sonra Mor Yayla’ya ulaşıyorsunuz. Mor Yayla ilginç bir yayla. Yaylanın girişinde Etnografya Müzesi tabelası ve hemen arkasındaki müze binasını görünce şaşırıp kalıyorsunuz.

Anzer Yaylası




Rize’nin İkizdere ilçesine 35 kilometrelik bir mesafede yer alan Anzer Yaylası, endemik çiçek türlerinin güzelleştirdiği doğasıyla bulunduğu coğrafyanın en önemli parçalarından biri.
Anzer Yaylası’nın alanı geniş olup, Aşağı Anzer (Çiçekliköy) ve Yukarı Anzer (Ballıköy)’ sınırlarını oluşturur. Ünlü Anzer balının üretildiği alandır aynı zamanda. Bu sebepten dolayı yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı durumunda…
Anzer Yaylası hem doğasıyla hem de ünlü Anzer balına ev sahipliği yapması sebebiyle 1991 yılında turizm bölgesi olarak ilan edildi.
Fauna ve flora bakımından zengin bir bölge olan Anzer Yaylası’nda yamaç paraşütü, zirve tırmanışları ve treeking sporları için elverişlidir. Yani sadece doğada zaman geçirmek isteyenlere değil, aynı zamanda adrenalin dolu sporlara ilgi duyanlara da hitap eden Anzer Yaylası, Rize tatillerine mutlaka dahil edilmesi gereken bir nokta.

Rize Kalesi




Rize Kalesi, il merkezinde bulunduğu için kolay bir ulaşım yoluna sahiptir. Kale, iç kale ve aşağı kale olarak ikiye ayrılsa da aşağı kale günümüzde hemen hemen yok olmuştur.
İç kale bir dönem Cenevizliler tarafından kullanılmıştır. Bir zaman harap olmuş ve sonrasında Bizans İmparatoru Jüstinyen döneminde yenilenmiştir. Günümüzde Karadeniz’in bu güzel şehrine gelen turistlerin ziyaret ettiği noktalardan biridir. Kale hem görkemli yapısıyla hem de Rize şehir merkezinde bulunması sebebiyle yoğun bir ilgi görmektedir.

Fırtına Deresi



Adrenalin ve doğa tutkunlarının ilk tercih ettiği yerler arasındadır Fırtına Deresi. Ardeşen’e yaklaşık olarak 2 kilometre uzaklıktan sonra Karadeniz’e büyük bir coşkuyla dökülen Fırtına Deresi, 57 kilometre uzunluğundadır.
Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan ve özellikle su sporuyla ilgilenenlerin mutlaka rotasına eklediği bir bölgedir ve raftinge en uygun parkurlara sahiptir. Yıl boyunca su sporları için uygun olması başka bir güzelliğidir Fırtına Deresi’nin. Yalnız çok yağışlı günlerde tercih edilmemesi gerekir. Bu arada Çamlıhemşin’in yaklaşık bir kilometre sonrasında parkura başlayabilirsiniz ve Fırtına Deresi Karadeniz’e dökülmeden önce parkuru bitirmeniz gerekiyor. Rize’nin yeşil doğasında ve bitmek bilmeyen tertemiz havasında yapacağınız raftingin ardından şehrin içinde bulunan; Zil Kalesi, Polakcur Yaylası, Çeymakçur Yaylası sizlerin keşiflerini bekliyor olacak.

Ayder




Ayder Yaylası, Rizenin Çamlıhemşin ilçemizin 19 km.güney doğusunda ve 1350 m. yükseklikte çam ormanlarıyla kaplı özellikle yayla niteliğinde Yeşilliklerle dolu bir yerdir.
Doğayla insanın harika buluşması. Dünyadaki yalancı cennet olan Ayder Yaylası, Yeşil Çam ormanları, Hakiki kara kovan balı, Meşhur şifalı kaplıcası ile siz değerli doğa severleri her mevsim ağırlamayı bekliyor.
Ayder Yaylası Her Yıl düzenlenen ve bir gelenek haline gelen bir şenlik.
Ayder YaylasıYaz Mevisiminde doğanın her tülü tonun olduğu ve kış mevsiminde ise karın ayrı bir güzellik kattığı ayder yaylamızda kış etkinliklerini artırmak adına yapılan şenlik.
Karraft ile kaymanın vermiş olduğu inanılmaz keyfi yaşamanız, hayatınızda ilk kez göreceğiniz kanostvi yarışlarının müthiş heyecanını, şamyel ve naylon ile kaymanın zevkini ve güzelliğini, kar üzerinde yapılacak kamp, iglo ve horonun kıvraklığını yaşamak isteyenleri Kış aylarında yapılan Ayder Kış kar şenliğine Bekliyoruz.

Palovit Şelalesi



Türkiye’nin, her şehrine serpiştirdiği doğal güzelliklerinden biri de Palovit Şelalesi’dir. Rize-Çamlıhemşin’de bulunan Palovit Şelalesi, bölgenin en yüksek debili şelalesi özelliği taşıyor.
Yeşil renkler arasında beyaz ve ince bir örtü gibi serilir kendi yatağına. Karadeniz’in benzersiz doğasının önemli parçalarından olan Palovit Şelalesi’ne ulaşım oldukça kolaydır. Çat yönünden Zil Kalesi’ni geçtikten sonra yol ayrımından girerek ulaşabilirsiniz. Yol ayrımında yürüyerek gitmeyi tercih etmelisiniz; çünkü yol araçlar için uygun değildir. Yürüyerek şelaleye doğru gidebilir ve bu yolun sunduğu manzaraları da doyasıya seyredebilirsiniz. Palovit Şelalesinde serinlemeyi de unutmayın.

Zil Kale


Rize ili Çamlıhemşin ilçe merkezinin 15 km güneyinde, Fırtına Deresi Vadisi’ne hâkim noktada, deniz seviyesinden 750 m yükseklikte, kıyıdan da 40 km içeridedir Dere yatağına hâkim bir kayanın tepesinde bulunan bu kale çevreyi kontrol amacıyla yaptırılmıştır Kalenin kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.
Bölgenin tarihini araştıran Prof A. Bryer kale ile ilgili hiçbir bilgi edinememiş ve dağlar arasındaki geçitlere egemen olan bir derebeyi tarafından yaptırılmış olabileceği görüşündedir Prof Dr. Semavi Eyice’ye göre, yöredeki derebeyi hakimiyeti Osmanlı İmparatorluğu zamanında da sürdürülmüş, asi Tuzcuoğullarının, Trabzon Valisi Hazinedaroğulu Süleyman Ağa ve devlet kuvvetleri ile çarpışmasına kadar, 1840’lı yıllara kadar kullanıldığını ileri sürmüştür.